Harran’daki
konik evlerin, Hurri mimari geleneğinin günümüze yansımış örnekleri
olabileceğini tahmin etmekteyiz. Hurriler, atı besleme, terbiye etme,
evcilleştirme ve arabada kullanma konusunda oldukça ileri bir tekniğe
sahiptiler.
Anadolu’da, Hitit Krallığı’nın
M.Ö. 1200 yıllarında beklenmeyen bir zamanda birden bire yıkılması
üzerine, Assurlular yeniden batıya doğru ilerlemeğe başlamışlardı; ancak
bu kez karşılarında Arâmiler kalmıştı.
V) ARÂMİLER ve ASSUR KRALLIĞI DÖNEMi (M.Ö. 1270-610)
Arâmi-Assur Çekişmesi
Güneydoğu
Anadolu M.Ö. 1000 yıllarında büyük bir Arâmi göçüyle karşı karşıya
kalır. Arâmiler güneyden kalkıp büyük kentlere akın etmeye başlarlar.
Sami kavimlerinin üçüncü büyük göçünü oluşturan Arâmi göçleri uzun
yıllar sürer; nihayetinde Göçebe Arâmiler (Ahlamu Aramaye) Yukarı
Mezopotamya’da birçok Arâmi devleti kurmaya muvaffak olurlar. Bunlardan
Bit-Adini, Urfa bölgesini içine alıyordu.
Assurlular, batıya doğru
ilerlemelerine engel olan Arâmiler’in çoğalmalarını engellemek için
birçok imha seferleri düzenlerler, ancak başarılı olamazlar. Assur Kralı
II.Adad-Nirari'nin (saltanatı M.Ö. 911-891), Fırat ve Dicle vadilerine
yaptığı M.Ö. 894 yılındaki seferinde Habur ırmağı yürüyüşü sırasında,
Harran’ın önünden geçtiği, oradan vergi ve haraç aldığı görülür.
III.Salmanassar (saltanatı M.Ö. 858-824), M.Ö. 875-855 yıllarında
düzenlemiş olduğu üç seferde; Bit-Adini Devleti’ni ortadan kaldırır ve
civarıyle birlikte bölgemizi de bir Assur eyâleti durumuna getirir.
III.Salmanassar’ın ihtiyarlık döneminde Assur Devleti’ne isyân eden
kentlerin arasında Huzirina (Sultantepe) da bulunuyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder