III) BiZANS iMPARATORLUĞU ve SÂSÂNİ KRALLIĞI DÖNEMİ (395-639)
Doğal Afetler
Urfa, Nisan 413 yılının Nisanında
üçüncü kez su baskınına marûz kalır. Su baskını bu kez insan kaybına
sebep olmaz, ancak büyük ölçüde maddi hasara yol açar.
Diyârbakırlı Süryâni Rahip Mar
Yeşua’nın V. yüzyılın sonuna ait kroniğine göre; Bizans hâkimiyetinde
bulunan Urfa’da halk, haftanın her günü akşamleyin erkenden belden aşağı
bol elbiseler giyinip, üzerine de tülbentler sarınarak tiyatroya
giderdi. Önlerinde kandiller ve buhurlar yanar ve bütün gece uyumadan
dansöz Trimerius’u alkışlayarak şarkılar söylerdi. Bu eğlencelerin devam
ettiği bir gün kentteki yazlık hamamın soğukluk dairesi ile iki direği
çökmüş ve iki kişi ezilerek ölmüştür. Mar Yeşua, bu kazayı dini
görevlerini yerine getirmeleri ve akıllarını başlarına almaları için
Urfa halkına Allah tarafından verilmiş bir ihtar olarak
değerlendirmektedir.
Mayıs 499’da kente büyük bir
çekirge sürüsü gelir, ancak bunlar sadece yumurtalarını toprağa
bırakarak kenti terkederler. Aynı yılın Eylül ayında ise oldukça
şiddetli bir zelzele meydana gelir ve bu yer kaymasından dolayı kentin
surlarında büyük bir yarık oluşur.
499'da toprağa bırakılan
yumurtalardan çıkan çekirgeler, 500 yılının Mart ayında halkın üzerine
saldırır ve Urfa’nın bütün mahsulünü yutarlar. Uçmaya başladıkları
sırada geniş bir sahaya yayılırlar ve geçtikleri bölgeleri çöle
çevirirler. Nisan ayında kentte pahalılık; Haziran ve Temmuz ayında ise
mahsul yetişmediğinden dolayı açlık ve kıtlık başlar. Halkın bir kısmı
başka bölgelere göç eder; köydeki fakir, hasta ve yaşlı insanlar da
dilenmek üzere kente akın ederler. Kentte yapılan ekmekler de halka
yetmez. Açlıktan dolayı ölümler başlar, sokaklarda ve kemer altlarında
kıvranarak ölenler gittikçe çoğalır.
Vali Demosthenes imparatora gidip
durumu arzeder. imparator da Urfa’nın haline acıyarak büyük miktarda
para yardımı yapar. Kente gelen bu para ile büyük miktarda ekmek yapılır
ve fakirlere dağıtılır. Ancak yoksulların bir kısmı, uzun süre açlık
çektiklerinden dolayı ölüp giderler. Kıtlık Kasım ayında daha da
şiddetlenir.
501 Yılı Ocak ayında yerlerin buz
tutmasından dolayı kıtlık ve açlık artık dayanılmaz bir hal alır.
Yoksul halk geceyi sokaklarda ve kemer altlarında geçirdikleri için ölüm
onları uyurken yakalar. Kent halkı sokakları dolduran ölüleri gömmekle
baş edemez; çünkü mezarlıktan gelenler yeni ölülerle karşılaşırlar. Beş
aydan beri devam eden bu açlık ve kıtlıktan dolayı 2.000 civarında insan
hayatını kaybeder. 501 yılının ortalarına doğru üzümün bolluğundan
dolayı halk biraz rahatlar.
İranlılar Urfa Bölgesinde
Sâsâni Kralı i.Kubâd (saltanatı
488-531), 502 yılında Diyârbakır’ı kuşatırken kendisine bağlı Arap Hire
Kralı Nu`man ibn-ül Esved’i Harran üzerine gönderir. Bir kısım Sâsâni
kuvvetleri de Viranşehir tarafına gönderilirler. Buraya gönderilenlerin
çoğu öldürülür, geriye kalanları da esir edilir.
26 Kasım 502’de Harran’a ulaşan
Nu`man, Harran ve Urfa civarında büyük yağmalar yapar, halkını da esir
alır; ancak çok sağlam surlara sahip olan Urfa’ya giremez.
I.Kubâd, 17 ve 24 Eylül 503 tarihlerinde Urfa’yı iki kez kuşatır ancak başarı sağlayamaz.
Urfa'da Got Askerleri
506 Yılı Nisan ayında,
Sâsâniler’le barış yapmak üzere Bizans ordusu ile birlikte Urfa’ya
gelen çok sayıdaki Got askeri kentte yolsuzluk, ayyaşlık yapar, bununla
da yetinmeyip, herşeyi tahrip ederek cinayet işlerler. Kentte büyük bir
yönetim gevşekliği ve başıboşluk olduğundan bu yaptıkları yanlarına
kalır. Bu tahribatı gören Bizans ordusu başkomutanı, askerlerini
toplayarak hemen kenti terkeder.
Dördüncü Su Baskını ve Karakoyun Deresinin Yapılması
Nisan 525’de dördüncü bir su
baskını daha korkunç bir şekilde Urfa'yı yakalar. Akşam vakti olduğundan
halkın bir kısmı yemek başında, bir kısmı da hamamlarda bulunuyordu.
Süryâni Mar Yeşua’ya göre, bu felâkette 30.000 insan ölür. Bu sayı
kentin nüfusunun yarısı demekti. Bizans imparatoru Jüstinyen, kentin
imarı ve kent içinden geçen Daysan (Skirtos, günümüzde Karakoyun)
Nehri’nin mecrasını değiştirmek için birçok mühendis ve işçi gönderir.
Nehrin akış istikameti değiştirilir; suyun dere yatağından geçişini
kontrol altına alan ve risk ihtimalini ortadan kaldıran küçük bir baraj
daha doğrusu taşkın önleme duvarı da yapılır. Bu duvarın kalıntıları
günümüzde mevcuttur. Bu arada kentin surları da sağlamlaştırılır.
Sâsâniler Urfa Bölgesinde
Sâsâniler’le Bizanslılar arasında
Eylül 532’de bir barış antlaşması yapılır, ancak bu anlaşma 8 yıl
sürer. Sâsâni krallarından i.Hüsrev Anuşirvan (saltanatı 531-578), bu
antlaşmayı bozarak Mayıs 540’da Halep, Antakya ve Humus’u yağmalayıp
ülkesine dönerken Urfa’ya gelir; kenti kuşatır ancak alamaz. 544 yılında
ikinci kez şansını deneyen Anuşirvan, surlara çıkarılan Hz. isa'nın
mucizevi portresinin yer aldığı kutsal mendilden (Hagion Mandylion)
dolayı kenti ele geçiremez. Kenti düşmanlardan korduğuna inanan
Anuşirvan, başına bir felâket gelmesinden korkarak kuşatmayı bırakıp
geri döner.
Bizanslı komutan Maurikios, 581 yılında Sâsâni ordusunu Viranşehir ve Rakka bölgesinde yenilgiye uğratır.
Urfa, 603 yılında Sâsâni Kralı
II.Hüsrev-i Perviz (saltanatı 591-628) tarafından işgal edilir. 610
yılında ise kent tamamiyle Sâsâni hâkimiyetine geçer. Bölgede artık
Bizans’ın hiçbir etkisi kalmaz. Urfa’daki iranlı yöneticilerin, halkın
üzerindeki vergileri ağırlaştırdığı, kiliselerin altın, gümüş ve
mermerlerini yağma ettikleri görülür.
Urfa Yeniden Bizanslılar'ın Elinde
Bizans imparatoru Herakleios, 628
yılında Sâsâniler’i yenince Urfa bölgesi ikinci kez Bizans hâkimiyetine
geçer. imparator, Urfa’da Ortodoksluğu yeniden kurarak ileri gelen
Yakubi ailelerini kentten sürer. Bu sırada kentin valisi Ioannes
Kateas'tır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder