V) OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ (1517-1922)
Çeşitli Olaylar
Osmanlı kuvvetlerinin 1517
yılında Mardin kalesini ele geçirmesinden sonra, Urfa bölgesinin de
Osmanlı hâkimiyetine geçtiği görülür. Urfa, bu sırada Diyârbakır
Beylerbeyliği’ne bağlanır.
Urfa, XVI. yüzyılda nüfus
yoğunluğu bakımından Güneydoğu Anadolu'nun 4. büyük kenti durumundadır
ve 1518 yılında kentin nüfusu 5.500'ü aşmıştı. Bu sırada kentte mahalle
sayısı 4'ü Müslüman, 1’i de Hıristiyan olmak üzere 5 idi. 1526 yılında
ise kentin nüfusu 8.000 civarında idi.
Osmanlı Padişahı Kanûni Sultan
Süleyman (saltanatı 1520-1566), irakêyn Seferi’nden dönerken ordusuyla
17-18 Kasım 1535 tarihinde iki gün Urfa’da ikâmet eder. Daha sonra Urfa
ile Birecik arasında kışlayan padişah, Halep’e giderken Birecik’ten
geçer.
1578 yılında Rakka ve Urfa
bölgesinde, Abdurrahman adında eski bir sancak beyinin ayaklanması
görülür. Kısa sürede genişleyen bu ayaklanmaya, Urfa’nın eski beyi
Suhrap da katılmıştır. Bölgedeki Türkmen aşiretlerince de desteklenen bu
ayaklanmayı devlet güçlükle bastırır.
1594’de kurulan Rakka Eyâleti’nin merkezi Urfa idi.
Karayazıcı Abdülhalim'in Urfa Ayaklanması
1599 yılında Bölükbaşı Karayazıcı
Abdülhalim Bey, Osmanlı Devleti’ne karşı haksız yere ayaklanarak
yanındaki isyâncı takımıyla gelerek Urfa‘yı ele geçirir ve beyliğini
ilan ederek fermanlar bastırır. Devlet, bu isyânı basırmak için Sinan
Paşazâde Mehmed Paşa’yı bir orduyla Urfa üzerine gönderir. Bu arada eski
Beylerbeyi Budakoğlu Hüseyin Paşa da isyân etmiş ve adamlarıyla
Karayazıcı’ya katılmıştır.
Osmanlı ordusu Urfa’ya
yaklaşınca, Karayazıcı ve Hüseyin Paşa kaleye kapanır. Halep Beylerbeyi
Hacı ibrahim Paşa, şam Beylerbeyi Hüsrev Paşa ile birlikte Urfa’yı
kuşatan Mehmed Paşa, Karayazıcı’yı ele geçiremez.
1600 yılı baharında Mehmed
Paşa’nın Urfa’yı ikinci kez kuşattığı görülür. Sonunda, Hüseyin Paşa’yı
teslim etmek şartıyla Karayazıcı Antep Sancakbeyliği’ne atanır. Urfa bu
ayaklanmadan büyük zarar görmüş; kargaşa ve güvensizlikten dolayı bir
kısım halk kenti terketmiştir.
Çeşitli Olaylar
Osmanlı Padişahı Sultan Dördüncü
Murad, (saltanatı 1623-1640) 1638 yılında Bağdat Seferi’ne giderken, 21
Ağustos’da ordusuyla Fırat’ı geçerek Birecik üzerinden Urfa’ya gelmiş
ve kentte kaldığı süre içinde tarihi ve kutsal yerleri gezmiştir.
Mısır valisi Kavalalı Mehmed
PAŞA, 1839 yılında Mısır’da isyân ederek bağımsızlığını ilan eder.
Sultan II.Mahmud, isyânın bastırılması için Hafız Mehmed Paşa’yı
görevlendirir. 20 Haziran 1839’da Kavalalı’nın oğlu ibrahim PAŞA,
Birecik’te yapılan savaşta Osmanlı ordusunu yener. Bu olay üzerine Urfa,
Mısırlılar’ın istilasına uğrayarak oldukça zarar görür. Urfa bölgesi
idari açıdan 4 yıl kadar Mısırlılar’ın elinde kalır.
Urfa, 1865 yılında bir sancak olarak Halep vilayetine bağlanır. 1912 yılında da bağımsız bir sancak haline getirilir.
1915 Ermeni isyanı
Urfa'da yüzyıllarca huzur ve
barış içinde Türklerle beraber yaşayan Ermeniler; Türklere karşı yapılan
Ermeni propagandaları, komitecilerin ve misyonerlerin faaliyetleri,
Rusya, ingiltere, Fransa ve A.B.D.'nin etkisi, kilise ve papazların
kışkırtmalarıyla sonunda isyanın eşiğine getirilir. isyan çıkarma
ihtimalini göz önünde bulunduran ittihatçılar, Nisan 1915'de Ermeni
öğretmenlerini tutuklatır ve 15 gün sonra da Ermeni eşrafından 18 aileyi
Rakka'ya sürgün ederler.
Silah ve askeri yönden
desteklenen Ermeniler, 6 Ağustos 1915'de Germüş Köyü'nde ve aynı günün
akşamı da Urfa'da ilk kurşunları atarlar. isyanı bastırmak üzere köye
20-30 kişilik bir jandarma kuvveti gönderilir. Arama esnasında pusudaki
Ermeniler, bir jandarmayı şehit ederler, bir jandarma da yaralanır.
Ertesi gün köyün etrafındaki aramalarda isyancıların bırakıp kaçtığı
mağarada 20 kadar tabanca, bomba ve yiyecek ele geçirilir. Aynı gün
Urfa'da yapılan aramalarda 820 tüfek, 406 tabanca, 74 delici ve kesici
alet ile 4922 fişek ele geçirilir. Bidik Meydanı'nda iki Ermeni kardeşin
evindeki aramada ise büyük miktarda silah ve bombaya rastlanır. Bu
evdeki arama esnasında polislerden Mustafa Nuri Efendi ve jandarmadan
Bakır Çavuş (Yanmaz) şehit edilirler.
7 Ağustos 1915 günü
Akçakale-Urfa-Siverek kısmında, hizmet taburunun Ermeni fertleri
aldıkları karar gereği subay ve erlerine suikast düzenlemek isterler,
ancak zamanında alınan önlemlerle bu faaliyet önlenir. Fakat kan dökmeye
niyetlenmiş Ermeniler, ellerine geçirdikleri kazma, kürek ve
tabancalarla Türk ve Süryâni arkadaşlarının üzerine saldırırlar. Saldırı
sonunda ibrahim Hilmi şehit edilir, 4 jandarma ve köy muhtarı da
yaralanır.
Misyoner kaynaklarına göre, 10
Ağustos 1915'de ittihad ve Terakki'nin iki yüksek rütbeli subayı Ahmet
ve Halil Paşalar, Urfa'da yönetimin başına geçerler.
İsyanla ilgili bu olaylar 16
Eylül'e kadar, aralıklarla devam eder. 16 Eylül günü geceleyin Kilise
Sokağı'nda Ermeni Bedros, Serkis Tarakçıoğlu ve Mığırdıç, evlerinde bir
toplantı yaparlar ve isyanın devam ettirilmesine karar verdikten sonra
40-50 el silah atarak şehirdeki huzuru bozarlar. Ertesi sabah bunları
yakalamak için polis ve jandarmalar tarafından evin etrafı sarılır ve
teslim olmaları istenir. Ancak Ermeni isyancılar bu isteğe silahla cevap
verirler. Açılan ateş sonucu 1 jandarma şehit olur, 2 jandarma da
yaralanır. Bundan sonra Ermeni Mahallesinin her tarafından güvenlik
kuvvetlerine ateş açılır. Bu arada sivil Müslüman halka da hücûm edilir
ve bazı Urfalıların evleri ele geçirilir. Bu saldırıda büyük ve küçük 10
kişi şehit edilir.
Türklerin savunmada yetersiz
kaldıklarını gören Ermeni isyancılar, Mığırdıç ve Papaz Sogomon emriyle
önceden kararlaştırdıkları gibi kilise çanını çaldırarak isyanın daha da
büyümesini sağlar. işareti alan Ermeniler, silah ve cephâneleriyle
saldırıya geçerler. Kontrolü kaybeden güvenlik kuvvetleri IV.
Kolordu'dan yardım istemek zorunda kalır. IV. Kolordu Komutanı Ahmet
Cemal Paşa'nın Urfa'ya gelmesine rağmen, Ermeni isyancılar zaman zaman
saldırıda bulunurlar ve bununla birlikte bu kuvvete karşı çeşitli
yerlere mevzilenerek saldırılarını sürdürürler. Geceleri güvenlik
kuvvetlerine baskınlar düzenleyip; gündüzleri de bahçede, kapı önünde
kadın, erkek ve çocuklara ateş açarak pek çok masum insanı öldürürler.
isyancılara hoşgörü ve iyilikle davranılarak teslim olmaları istemesine
rağmen kimse yerinden çıkmaz ve saldırıya devam ederler. Sonunda
şehirdeki askeri birlik isyan yuvalarına top atışı yapmak zorunda kalır.
Bu karşılıklı hücumlar sırasında da birçok asker şehit olur ve
yaralanır.
26 Eylül 1915'de bir kısım Ermeni komiteci, Amerikalı misyoner Leslie'nin yetimhânesine sığınarak ve içindekileri esir alır.
Bu isyanda askeri birliklerin çok zorlandığı, zaman zaman yardım istediği ve görevin çok zor bir şekilde yapıldığı görülür.
Askerlerin 28-29 Eylül 1915 günü
isyan yerlerini ve Tılfutur Tepesi'ni işgali esnasında çok zorlandıkları
görülür. Kiliselere ve diğer sağlam yerelere mevzilenen Ermeniler'in
ateşedevam etmeleri üzerine bu civar da topçu ateşine tutulur.
Sıkıştıklarını anlayan isyancılar barış görüşmelerine yanaşırlar ve
kayıtsız şartsız teslim olacaklarını açıklarlar. Bu arada daha önceden
esir aldıkları 600 kadar kadın ve çocuğu da teslim ederler. Fakat bundan
sonra sözlerinde durmayıp ateş etmeleri üzerine çatışma tekrar başlar.
Bu çatışma 2 Ekim 1915'e kadar devam eder.
Askerler, isyancıların yuvalandıkları kilise, yetimhâne ve diğer bazı gizli barınakları zapteder.
29 Eylül 1915'de Ermeni evlerini
aramaya giden jandarmalardan 3'ü Ermeniler tarafından atılan kurşunlarla
şehit edilir. Aynı günün gecesi Ermeniler aralıklarla 18-19 kere ateş
açarlar. Elebaşlardan Seko, Gugo ve arkadaşlarının yakalanması için 1
subay, 17 er ve 3 polis görevlendirilir. Ancak bunlara ateş açılması
sonucu 1 er şehit olur, 4 er de yaralanır.
5 Ekim 1915'de Kumandan Fahri
PAŞA, Alman Subay Graf Wolfskehl von Reichenberg komutasındaki askerler
ve toplarla birlikte Urfa'ya gelir.
16 Ekim 1915'de Ermeni isyancılarının siperleri tahrip ve imha edilerek isyan sona erdirilir.
Bu isyanda Urfalılardan 42 şehit
ve yaralı, asker, polis ve jandarmadan ise 20 şehit ve 50 yaralı
verilmiştir. Ermeni isyancıların ölü sayısı ise 349'dur.
Urfa Ermenilerinin bir kısmı bu olaydan sonra Musul'a gönderilir.
Amerikalı misyoner Leslie,
bulunduğu konum nedeniyle, Amerikan binasını işgal eden isyancılar
arasında bulunduğu veya buna zorlandığı için defalarca mahkeme karşısına
çıkar ve ifade verir. Bayan Leslie, olayların etkisinden
kurtulamayarak, çektiği vicdan azabından dolayı intihar eder.
1916 yılında Van, Muş ve Bitlis
vilayetlerinden Rus işgali ve Ermeni zulmünden kaçan birçok insan
Urfa’ya göç etmek zorunda kalır. Kalabalıktan dolayı yeteri kadar ziraat
yapılamaz ve 1917 yılında kentte başlayan kıtlık, birçok salgın
hastalık ve ölümlere sebep olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder