Social Icons

Pages

25 Ocak 2013 Cuma

Şanlıurfa İli Tarihi 31

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

I) OSRHOENE (EDESSA) KRALLİĞİ DÖNEMi (M.Ö. 132-M.S. 244)

Seleukoslar’ın giderek zayıflaması sonucu, Urfa bölgesindeki etkilerinin azalmasını fırsat bilen, belki de bölgedeki otorite yetersizliğini değerlendiren Arâmi asıllı Süryâniler, aşiret reisi Aryu (Arslan) önderliğinde Osrhoene Krallığı’nı ilan ederler (M.Ö. 132). Böylece Urfa bölgesi tarihte ilk kez kendine özgü bir krallığa kavuşmuş olur. Başkent ise merkezi Urfa olan Edessa idi. Yunanlı tarihçiler bu krallara Phylark veya Topark yani “Kent Kralı” diyorlardı.

Roma Ordusunun Hezimeti

M.Ö. 53 yılında Romalı General Crassus, Parthlar’a karşı zafer kazanmak amacıyla Suriye’ye gelir. Civarda birkaç kenti zapteder ve bazı birlikleri yenmek suretiyle imparator ünvanını almak için acelece Fırat’ı geçer ve Rakka üzerinden Harran’a doğru giderken, Parth süvarileri tarafından Harran’da etrafı çevrilir. Tuzağa düşürülen Roma ordusu büyük kayıp verir ve General Crassus da esir düşer. 50.000 kişilik Roma ordusundan pek azı kaçarak Fırat boylarına ulaşır.

Hıristiyanlığın Kabul Edilmesi ve Abgar Efsânesi

M.Ö. 4 ile M.S. 7 tarihleri arasında ilk kez 10 yıl hüküm süren V. Abgar’ın 13-50 yılları arasındaki 37 yıllık ikinci saltanat devresinin Hıristiyanlık tarihi açısından çok önemli bir yeri vardır. Hıristiyanlık gelmeden önce, bütün Mezopotamya halkı ilâhi sistemi reddetmiş ve atalarının dini olan putperestliğe geri dönmüşlerdi. Ay, güneş, yıldız ve gezegenlere tapıyorlar; bundan başka kendilerinin çıkarmış oldukları birçok şeye tanrılık isnad ederek tapınıyorlardı. Bu inanç-Ay Tanrısı Sin inancı-Urfa bölgesinde de hakim idi. Bu döneme ait inanç motiflerini ve yazılarını Urfa’nın 65 km. güneydoğusundaki antik Soğmatar kentinde görebilmek mümkündür.

Efsaneye göre; V.Abgar ilk Hıristiyan kraldır ve Hz.isa’nın ölümünden hemen sonra, Hıristiyanlığı kabul etmiş ve kendi halkına da benimsetmiştir. Bu konu ile ilgili efsane şöyledir. Edessa Kralı V.Abgar Ukkama, o sıralar cüzzam hastalığına yakalanmış ve bundan dolayı oldukça ızdırap çekiyordu. Kral, Hz.isa’nın hastaları iyileştirdiğini duymuştu; ancak çok hasta olduğundan dolayı bizzat Kudüs’e gidemiyordu. Hannan adındaki bir kuryesini, ona inandığını ve yeni dinini öğrenmek istediğini belirten bir mektupla Hz.isa'yagönderir ve onu Urfa'ya davet eder. Bu kurye aynı zamanda becerikli bir ressamdır. Hannan, Hz.isa’ya götürdüğü mektubu sunduktan sonra yüksek bir yere çıkarak onun portresini yapmayı dener, ancak bir türlü başarılı olamaz. Bunu sezen Hz. isa, yüzünü yıkar ve kendisine uzatılan bir mendille yüzünü silip Hannan’a verir. Hz. isa’nın yüzünün resmi, mendile çıkmıştır. Hannan bir mektupla birlikte bu mendili de alarak Edessa’ya döner.

Hz.isa, Edessa Kralı V.Abgar Ukkama’ya gönderdiği mektupta şöyle demiştir:

“Ne mutlu sana Abgar ve Edessa adındaki kentine ! Ne mutlu beni görmeden bana inanmış olan sana ! Çünkü sana devamlı sağlıklılık bahşedilecektir. Senin yanına gelmem hususunda bana yazdıklarına gelince; bilesin ki, görevlendirilmiş olduğum herşeyi burada tamamlamak ve bu işi bitirdikten sonra beni göndermiş olana, Baba’ya dönmem gereklidir. Sana ızdıraplarını (hastalıklarını) iyileştirmek; sana ve seninle beraber olanlara ebedi yaşam ve barış bahşetmek, ayrıca senin kentine dünyanın sonuna kadar düşmanlar tarafından boyun eğdirilmemeyi sağlamak üzere havarilerimden birisini, Thomas da denilen Adday’ı göndereceğim. Amin. Efendimiz Christo’nun mektubu.“

Bu mektubun Yunancası Urfa’da antik çağdan kalma bir mağaranın girişi üzerine kazınmıştır. Mağara ve mektuptan herhangi bir kalıntı maalesef günümüze ulaşmamıştır.

Edessa Kralı V.Abgar, Hz.isa’nın portresi gözüken kutsal mendil (Hagion Mandylion) sayesinde sağlığına kavuşmuş ve daha sonra bu mendili bir tahtaya gerdirerek kentin giriş kapısında bir niş içine koydurmuştur. Bu kutsal mendil, yüzyıllarca Hıristiyan sanatında, Ortaçağ’ın Bizans-islâm ilişkilerinde önemli ve büyük bir rol oynamıştır. Ayrıca bu mektubun nüshaları çoğaltılarak muska şeklinde buraya gelen ziyaretçilere verilmiştir.

Çeşitli Olaylar

M.S. 114 yılında Roma imparatoru Trajanus, kışlamak üzere Suriye’ye dönerken Urfa’ya uğrar. Kral VII.Abgar, (saltanatı 109-116) imparatoru kentin dışında hediyelerle karşılar.

Urfalılar, 116 yılında Mezopotamya’nın genelinde çıkan isyâna katılarak Roma garnizonlarını kılıçtan geçirirler ve kovarlar. Ancak Urfa halkı bu isyânın bedelini ağır bir şekilde öder; kent kuşatılarak zaptedilir, ceza olarak kan ve ateşe boğulur. VII.Abgar’ın da saltanatı son bularak Urfa, Roma himâyesine girer. Bu himâye imparator Trajanus’un 117 yılındaki ölümüne kadar devam eder.

163 Yılında iki büyük güç olan Roma ve Parth kuvvetleri arasında Ermenistan Krallığı yüzünden çıkan bir anlaşmazlık sonucu, Osrhoene ve Mezopotamya Romalılar tarafından zaptedilir. Birecik yakınında başlayıp Romalılar’ın galibiyetiyle sonuçlanan zor savaşlardan sonra Urfa kuşatılır. Urfalılar kentteki Parth garnizonundakilerini öldürerek kenti Romalılar’a teslim ederler. Bu esnada Urfa tahtında Kral Vail bar Sahru (saltanatı 163-165) bulunuyordu.

Bölgemizin Roma Himayesine Girişi

Urfa, 165 yılında Romalı General Avidius Cassius tarafından kuşatılır ve kentte katliam yapılır. Bunun devamında ise Urfa ve Harran birkez daha Roma himâyesine girer. Bu himaye ilerde görüleceği gibi krallığın 244 yılındaki yıkılışına kadar sürecektir.

166 Yılında bir barış antlaşmasıyla Urfa Kralı VIII.Ma‘nu, Roma’nın bir müvekkili olarak Philoromaios adıyla tahta iade edilir.

Roma, imparatorluğun her tarafında (Urfa bölgesi de dahil) topraklarını korumak için karakollar kurar. Özellikle bu karakollar, Doğu'da iranlılar ve bedevilerin akın ve baskınlarını kontrol altında tutuyordu. Bu amaçla imparator Septimius Severus, 197 yılında Parthlar'a karşı bir askeri sefer esnasında Halfeti ile Urfa arasında, Eski Hisar, Büyük Keşişlik ve Ank Köyü'nde birer kale, Uzunburç, Tatburcu, Sayburç, Beyburcu ve Kızılburç'da ise birer gözetleme kulesi yaptırır. Bu tür yapılar daha çok Halfeti-Suruç ve Urfa üçgenindeki alanda yapılmış olup, kalıntılarını görebilmek mümkündür.

Urfa Tarihindeki ilk Su Baskını

201 Kasım’ında Urfa tarihinin ilk büyük su baskını meydana gelir. Bu tufanda 2.000’den fazla insan boğularak veya enkaz altında kalarak can verir. Bundan başka kentteki Hıristiyanlar Kilisesi ve Kraliyet Sarayı da yıkılır. Bu olaydan sonra Kral VIII.Büyük Abgar (Ma‘nu oğlu), yazlık ve kışlık olmak üzere iki saray yaptırır. Kışlık saray kalede yapılmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız